Çizimden son dikişe
Klasik bir koltuk İstanbul’daki atölyemizde nasıl üretilir: birebir ölçekli çizim, masif gürgen iskelet, el oyması, altın varak ve döşeme. Yedi el, tek bir kapı.

Bir koltuk bizde raftan inmez; bir kapıdan girer ve aynı kapıdan çıkar. Arada yedi elden geçer. Hiçbiri acele etmez.
Çizim
Her parça kâğıtta doğar. Çizim elle ve birebir ölçekte yapılır; bir kolçağın kıvrımı masada ne kadarsa kâğıtta da o kadardır. Oran burada kararlaştırılır ve bir daha tartışılmaz. Oymacı, iskeletçi ve döşemeci aynı kâğıda bakar; kâğıt, atölyenin ortak dilidir.
Ahşap
İskelet masif gürgenden çatılır. Gürgen sert ve yoğundur, damarı ince ve sabırlıdır; kurutulmuş bir kesit yük altında yıllarca sessiz kalır. Taşıyıcı parçalar ağacın damarına göre seçilir. Damara ters kesilmiş bir ayak ne kadar güzel oyulursa oyulsun bir gün çatlar; damarına göre kesilmişi torunlara kalır.
İskelet
Parçalar birbirine geçme ile bağlanır ve iskelet, üzerine tek bir santim kumaş gelmeden önce elle tutulup sallanır. Kıpırdamamalıdır. Bir koltuğun bütün ömrü bu sessizlikte saklıdır; kimse görmez, herkes hisseder.
Oyma
Oymacı akantus yaprağını kesmeden önce oyma kalemiyle çizer. Sonra keser; derinlik motifin akışına göre değişir, iki yaprak birbirine benzemez. Çizim kesildikten sonra bile yüzeyde kalır, parmak onu bulur. Makineden çıkan bir süsleme her yerde aynı derinliktedir ve ışığı hep aynı biçimde kırar; el oyması ışıkla konuşur.
Varak
Varak boya değildir, yaprak inceliğinde metaldir. Yüzey astarlanır, zımparalanır, üzerine mikstiyon denen yapıştırıcı sürülür. Varakçı, mikstiyon tam kıvamına geldiğinde yaprağı üstüne yatırır ve bastırır; yaprak elle tutulamayacak kadar incedir, fırçayla taşınır. Fazlası alınır, yüzey vernikle korunur. Oymanın her kıvrımına ayrı ayrı yapıştırıldığı için ışığı boya gibi düz değil, metal gibi kırar. Bir gün batımı gibi: uzaktan sıcak, yakından derin.
Döşeme
Kumaşın altında oturuşu taşıyan katmanlar vardır: iskelete bağlanan kolan ve destekler, üzerine yüksek esneklikli sünger, en üstte kumaş. Döşemeci şönili, kadifeyi ya da damaskı tek bir kırışıksız geçirir; dikiş düz, köşe keskin, kapitonenin düğmeleri aynı hizada. Kadife tüyünün yönüne göre kesilir, damaskın deseni sırtın tam ortasına oturur. Bu atölye bir döşemecinin kurduğu atölyedir; en çok burada beklenir.
Son bakış
Koltuk bitince Maestro gelir. Oturur, kalkar, kumaşın gerginliğine ve bir kolçağın kıvrımına bakar. Bir şey söylemezse koltuk kapıdan çıkar. Söylerse geri döner. Elli yıldır böyledir.
Burada hiçbir şey seri üretilmez. Bestelenir.
Sorular ve cevaplar
- Klasik bir koltuk hangi aşamalardan geçerek üretilir?
- Artlife 1974’te sıra şöyledir: birebir ölçekli el çizimi, masif gürgen iskeletin çatılması, el oyması, yüzey işlemleri (altın varak ya da lake), döşeme ve Maestro’nun son kontrolü. Bütün aşamalar İstanbul’daki kendi atölyemizde yapılır.
- El oyması mobilya makine oymasından nasıl ayırt edilir?
- El oymasında iki yaprak birbirinin aynı değildir; derinlik motifin akışına göre değişir ve yüzeyde oyma kaleminin izi kalır. Makine oyması her yerde aynı derinliktedir ve ışığı hep aynı biçimde kırar.
- Altın varak boya mıdır?
- Hayır. Varak, yaprak inceliğinde metaldir; boya gibi sürülmez, yaprak yaprak yapıştırılır. Ahşap yüzey astarlanıp zımparalanır, üzerine mikstiyon denen yapıştırıcı sürülür; yaprak varak, mikstiyon tam kıvamına geldiğinde üstüne yatırılır ve bastırılarak yapıştırılır. Fazlası alınır, yüzey vernikle korunur. Oymanın her kıvrımına ayrı ayrı yapıştırıldığı için ışığı boya gibi düz değil, metal gibi kırar.







